Sezai Karakoç Sözleri

• Düşüşün tadını almayan insan! Senin yücelerin serinliğinden, arılığından
ne haberin vardır? Ey yükseklerden büyük seslerle düşen su, bu yalçın kayalara bir şelale borçlu olduğunu biliyor musun?

Ruh dirilince, tabiat bile ışıldamakta. Güneş ılık , gök açık. Eşyada bir gülün yavaş yavaş açılışından işaretler. İnsan Allah’ a dönmekte. Allah’ın Diri isminden gelen bir solukla canlanmakta.

• Marx, belli bir tarih çizgisinin ölüm krizini yakaladı, bir diriliş aşkını değil.

• Ruh dirilecek yeniden. Deha toprağını vahiy ışığıyla yeniden yoğuracak
(ruhun dirilişi)

• Benim dağım bir ‘diriliş hunisi’dir.

• -Uygarlıktan mı kaçıyorsun?
– Hangi uygarlıktır bu? Çamur uygarlığı bile değil. Şifa olan çamurlar da vardır.

• Ah, karınca olsaydım. Harmanların usanmaz bekçisi olsaydım. Her buğday tanesine düşmüş bir güneşi kim görebilirdi benden başka.

• Kentin kötü kahvelerinde al tutmuş gibiyim. Onun için özleyip durduğum ashab-ı kehf mağaralarıdır.
(dağ çağrısı)

• Sure-i Yusuf, inanmış insanın, ülkü adamının, safha safha, durak durak hayatına ışık tutan en geniş çerçeve, en güzel çizgili ebedi bir modeldir.
(Hz. Yusuf’un Düşü)

• Cennetten daha dün kovulmuşçasına, Allah’tan ıraklaşmanın yakıcılığıyla kavrulmuşçasına azap çekmeli, sonra, birden O’na kavuşmanın büyük sevinciyle kendini tazelemelidir insan.
( Allah ve İnsan)

• Kültür inanıştan doğar. Sonra inkar bir tepki halinde belirir.

• Gerçek mümin’in namazı boyunca, dünya, kesilmiş bir kurban gibi ayaklarının ucunda durur. ( Tapınma )

• Kapitalizm ve komünizm, her türlü kurnaz ve gizli kapaklı aldatıcı tatlı kelimeler altında insanları tanrı yolundan soğutmanın, insanı maddeye ve zalimlere taptırmanın korkunç çarklarını kurmuşlardır. ( insanın düşmanları)

• Çağımızın cahilleri ve gafilleri Nuh’un Gemisini Ağrı Dağının tepelerinde arayadursun, o gemi gerçekte bu gün bütün anlamıyla ayakta durmakta ve tehlikeli suların üstünde seyretmektedir.
(geçmişte ve geleceklere doğru inanç)

• Din, felsefe ve sanat, insanın kendi yaradılış sırrını aradığı alanlar.

• Çocuk sahibi olmak, tabiatı işlemek, dünya sofrasından faydalanmak, hep tanrı buyrukları çerçevesinde oldukça iyi ve güzeldir. Tabiat ve evren, manevi bir bağ ile müminin inancında erirler, onunla kaynaşırlar.
(Yaratılış Sırrı)

• Kim Müslüman olmayı kendisine bir müjde olarak bilmiyorsa, o yerin dibine batsa kendisi için daha iyidir. ( Allah’a inanma bir müjdedir)

• Yeryüzünün bir köpüğü değiliz biz. Sadece yeryüzünde bir sivilce gibi doğan ve batan bir toprak sıkıntısından ibaret değiliz.

• Gerçek varoluş, kor ateşse, bu dünya onun külüdür. Kül eşelenince altından kor ateş çıktığı gibi, bu dünya şartları kırıldıkça ve aşıldıkça öteki dünyanın işaretleri ve ilk izleri belirir.

• Dünya zamanı, ahiret zamanının yanında adeta Hz. Musa’nın asasının yanında büyücü değneklerinin düştüğü zavallı bir duruma düşmektedir.
(Ölümden Sonra Kalkış)

• Düşen insandır, hayatın sesini işiten, iç sesini duyan.. hakikatlere başını kurban gibi başını uzatmış olan odur. Tanrısal bıçağın parıltısını o görmüştür. Akmadan önceki kanın şırıltısını işitmiştir. Artık hayatı boyunca o şırıltı kulaklarındadır. Hayat o şırıltıyla taze ve yenidir her an.

• Düşüş, fizik anlamlı yaşantıya ****fizik bir anlam getirecektir. Düşüşsüz hayat, bir fizik akıntısı, bir biyolojik devinimden başka bir şey değil. Ama düşüş bir dirilişi getirirse, hayat fiziği aşkın bir deneyle zenginleşmiş, transandantal anlamına kavuşmuş olur.

• Havva Ademe bir çıkmadır, bir dipnotu. Ama öyle bir çıkma ve dipnotu ki asıl metnin anlaşılması için kaydı gerekli.

• Zaruretin tohumudur buğday. İçinde özgürlüğü yok eden bir güç gizli. İnsanı içten yakalayan bir zincirdir. Yoksulluğun bitmez tükenmez kitabıdır.

• Hakikat sürekli olarak kendini yeniler. İnsan bu yenilenmeyi doğru yoldan yapmazsa, yaradılış onu zıt yoldan yapar. Tırmandığını unuttunsa öyle duracağına düş ve yeniden tırman; durmaktan daha iyi bu. Ot gibi var olacağına öl ve yeniden diril.

• Çocuk da bir suç işledi mi annesinin kucağına atılmıyor mu? Hatta annesine karşı bile annesine sığınır çocuk.

• Uzaklaştırma yaklaştırma içindir. Ayrılık buluşmaya doğrudur. Yitirme bulma arzusunu uyandırır. Gurbette söylenir sıla şarkısı.

• Dünya bir köpüktür. Evet , ama hakikat denizinin ve sonsuzluk umanının üstünde. Deniz dalgalanmasa bu köpük olmayacaktır.

• Kolay iman bir inkara dönüşebilir. Ama çile çekilerek erilen inanç, inkarların fırtınasına dayanıklıdır. ( Adem – yitik cennet)

• Müslüman vücudunda bir kıyamet aşısı taşıyan, ötenin sarsıntısını duymamış kişilere kıyamet aşılayan ve onları şiddetli bir kıyametle sarsan bir kyamet adamıdır. (kıyamet aşısı)

• Utanma inançtan hiç kopmaz. İnançla birlikte var ve insancın yokluğuyla yoktur. Tövbenin, aşkın ve sevginin başlangıcı utanmadır. Sabır, utanmanın gelecek zaman çevrilmişidir adeta. Ağırbaşlılık ve vakar, süreklilik kazanmış, durulmuş, derinleşmiş, aydınlanmış kalbin huzuruyla kaynaşmış hayadır. ( utanış )

• Bir taş da sen at, dostum, şeytanın arkasından. Durmadan taşlanan şeytanın arkasından. Oğlunu kurban etmek fikrinden döndürmek için yoluna çıkan şeytana hz. İbrahim taş attığı gibi, sen de bir taş fırlat, seni ülkünden, tanrı yolundan çevirmek isteyenlere, inkara , şüpheye, inanç, akıl, duygu ve eylem sapıtmalarına. ( bir taş da sen at )

• Ah! Ben eşyanın açık gözlerinden ne kadar da ürkerim. ( şahitlerimiz

• Aklın bir kılıç olsun, duygun bir kalkan, bilgin de bir zırh. Göze görünmez şer çerisine karşı bunlarla donanmış olarak, ruhuna yaban kişilerin ellerini değdirmemeleri için savaş.•

Sende Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir